c TODOSK | TOROSLAR DOĞA SPORLARI KULÜBÜ

Tahtalı Dağ (2366 M.)-Güney Çıkış Rotası

"Antalya'da Tahtalıdağını bilir misiniz? Likya ve Pamfilya denizlerindeki cümle alem bilir onu. Öyle bilinir ki denizin altında ya da üstünde ne olacağını bilmek isteyen deniz adamları bile, lacivert suların altına da üstüne de bakmazlar. Tahtalıdağın doruğuna bakarlar. Eğer orada bulutlar dönüyor, Tahtalının başı kararıyor ve de tepenin başında bir sis çemberi hareket ediyorsa tüm deniz az sonra çalkalanacaktır. Çünkü Poseidon, o bulut sarmalının içinde kendi ülkesi deniz için kimbilir neler kuruyordur. Tahtalı Dağına ilk çağlarda "Solymos" denilirdi. Yani Solym topluluğunun dağı demek istemişler. Bu topluluğun kim olduğu pek bilinmiyor. Bilinen, Batı Anadolu'da bugünkü Beydağları arasında yaşayan çetin ve savaşçı insanlar olduğudur." Onların adı yeryüzünden silinse de dağları orada kalmıştır."

Sayın Mustafa TUNCEL 'in yazdığı "Beydağları efsane söyler" kitabının 44. sayfasındaki sözlerdir. ( Bu Yayınları)

 

Genel Bilgi

Tahtalıdağlar, silsilesinin en büyük üyesi olup Antalya ilinden denizin Kuzey - Güney paralelinin ucuna bakıldığında ise yüksek ve başı hep dumanlı olarak görünen ve denize yaklaşık 10 km. kadar yakın olan birdenbire yükselen koca bir dağdır.

 

Antalya ilinden batıya doğru bakıldığında sol tarafta en sonda bir kütle gibi görünen ve kış aylarında hep gelin gibi süslenen ayrıca ilk karın göründüğü dumanlı dağdır.

 

Tahtalıdağ çevresindeki yerleşik yerlilerinde hep söylendiği gibi başında pek çok tahtanın bulunduğu ve gemi parçalarına da rastlandığı bir dağdır.

 

Mitolojik isminin bir adı da Olympos'tur. Ayrıca burada asırlık sedir (Sedrus Libani) ağaçlarının 5 ila 6 tanesi, Erenkolu Gediği mevkisinde bulunur ve liken denen asalak mantarlara da yenik düşmüş bir dağdır.

 

Tahtalıdağ etrafında ise, Gökseki, Karataş, Gölcük, Çukuryayla, Girlevik, Kızılalan, Kirsecik gibi yaylaları barındırır. Bu yaylalarda asırlardır yaylacılar kalmışlardır. Tahtalıdağın zirvesine çıktığımızda ise Akdeniz'in en yüksek dağını yani "Kızlarsivrisini" (3070m) görür ve manzara karşısında hayrete düşebilirsiniz. Dağ keçileri, boz ayılar, tavşanlar, keklikler, kurtlar, çakallar, yabani domuzlar, yabani güvercinler, kuş çeşitlerini yöresinde ve içinde barındırır. Bunun yanısıra Gürleyik, Emzik Çeşme, Sinnepazan ve Yardım Çeşmesinde buz gibi suları bulunan, ayrıca yıllardır hiç eksilmeden yaylacılarla yaşayan tüm canlılara hizmet sunan bir dağdır. Sedir (yöresel adı Katran) , kızılçam, şimşir , çınar, kavak, pıynar, ardıç, sandal ağacı vs. gibi florası zengin olan ağaçlar da Tahtalıdağındadır. Çiğdem, papatya, keklik, adaçayı, nane, san çiçek vs. çiçek türleri de dağın eteklerini süslemektedir.

 

Tahtalıdağının hizmetleri saymakla bitmez. Yıllardır gözlemlediğim, buralarda kimbilir daha neler vardır. 1800 metrelere yakın yerlerde ve de 1400 metrelerin yakınlarında bol miktarda sedir (Sedrus Libani) bulunmaktadır. Emzik Çeşmesinin üstlerinden başlayıp, Erenkolu Gediğinin sonunda bulunan kar çukurları (Dolenler)'na kadar sedire rastlanır.

 

Ayrıca, dağın kuzey kesimleri ile Kızılalan Yaylasından başlayan Ahatkızı Alanı ve Peynirlik mevkisinin kısımlarına kadar da sedirlere rastlamak mümkündür.

 

Dağın tam kuzey mevkileri ile batı tarafında yani Çukur Yayla ve Dazkır Tepe tarafına bakan çarşaklı yüzeyleri de tamamen sedir ağacıdır. (Dazkır Tepe 2014m) Dağın güneye bakan kısımları yani Beycik Köyü ve balık lokantalarının üstleri, Derebaşı ve Tamtır alanlarının üst tarafları sedirdir. Kalan kısımların tamamı kızılçam (Pinus Brutia) ya da çınar ağacıdır. (Platanus Orientalis)

 

Çınar ağaçlarının yaşlılarını dağımızın Kızılalan Yaylasında yani dağın kuzeydoğu tarafında görmek mümkündür. Emzik Çeşme, Gürleyik Pınarları gibi mevkilerde de çınara rastlanmaktadır. 1200 ile 1300 metrelerin bulunduğu kısımlarda ise ardıç (Juniperus), pıynar (Querus ılex) meşesine, dağın güneye bakan yüzeylerinde de adi şimşir (Buxus Semperuirens)'e rastlanır.

 

Tahtalıdağının güneye bakan yamaçları tamamen kayalıktır. kayalık bölgelerin bulunduğu kısımlarda ise küçük derecikler oluşup çarşaklar meydana getirmişlerdir. Buruncu Sırtında olan Kızılçam ve tamamen kayalıklarla çevrili bulunan sırt biçiminde kıvrımlar vahşi bir doğa gibi zirvenin altına kadar uzayıp gider. Dağın güney ile güneydoğu taraftan kayalık bölge olup geçişleri biraz zordur. Teknik çıkış ister. Fakat dağın kuzey ile kuzeydoğu tarafları ise zor değildir. Çıkış rahattır.

 

Kuzey mevkisinin üst taraftan zirveye doğru biraz kayalık olup, kayalıkları da çürüktür. Fakat buradan çıkış yapılabilir. özellikle kışın dağcılık için ideal bir yerdir. Beycik Köyü tarafı, en rahat çıkış yapılan bölgedir. Orman bitiminde tamamen çarşak bulunur, ayrıca kuzeyinin bir kısmında kayalık olup küçük derelerin oluşturduğu çarşaklı bölgelerden zirveye 5 - 6 rotadan çıkmak mümkündür. Çukuryayla ve Peynirlik arasında ise küçük bir patika bulunur, rota olarak da buradan kuzey denenir. Yazımın ilerleyen bölümlerinde, dağın kuzeyden çıkışı hakkında bilgi vereceğim...

 

Kuzeydoğu mevkiisi tamamen çarşak olup, ormanın bittiği yerden sonra yani Kızılalan Yaylası ve Ahatkızı Alanından buraya çıkış pek zor değildir. Birkaç rota vardır. Dağın klasik rotası diye adlandırılan mevkiisi, Beycik Köyü ( 830m ) Odundeposu yolu, Emzik Çeşme (ahır), Gölkayası mevkii, Erenyolu Gediği ve karçukurları bölgesinden çarşaklı sırta vurup zirveye varılır. Yani dağın tam batısından çıkılır. Güneyden, kuzeye doğru gelinir, batıdan doğu tarafa doğru çıkış yapılır.

 

Yukarıda bahsedilen mevkiilerde dolaşırken yabani av hayvanlarına rastlamak olasıdır. Yaban domuzu, (Sus Scrota), tilki (Vulpes Vulpes), yaban keçisi (Capra Aegagrus), kurt (Canislupus), tavşan (Lepus Europeus), kaya kekliği ( Alectoris Graeca) gibi. Doğaya uyum içinde olan fauno yapısı burada da diğer av bölgeleri gibi kendini koruyamamıştır. Yani yanlış avlanma ve tarım ilaçları da buradan da gelip geçmiştir. Bütün yıl boyunca bunların muhakkak birine rastlamak olasıdır. Daha sarp mevkiilerde de dağ keçilerini görebilirsiniz. Evet, Tahtalıdağı çok cömerttir. Her mevsimde bizlere çok güzel kadimlik yapar. Zaten benim de kadim dostumdur.

 

Ağustos ayında giderseniz; keklik ve adaçayı, Mart ayından Mayıs ayına kadar; yemlik, çiğdem vs... Güz zamanı ise şimşir ağaçlarının kırmızı gazellerini görmeniz mümkündür. Ayrıca Nisan ayında da güllük otu (çiriş) bulursunuz.

 

Kışın ise gelinlikler giymiş gibi süslenip, biz doğa severlere kucak açar ve bizi misafir etmeyi bekler. Kışın zirveye çıktığınızda bulutlan aşağınıza alır ve manzaraya doyamazsınız.

 

Bu gibi olağanüstü görüntüleri kaçırmamak için, fotoğraf makinenizi unutmamanızda yarar var..

Fotoğraflar için linki tıklayınız...

 http://picasaweb.google.com.tr/todosk07/TahtalDag#


 

Nasıl Gidilir

 

1. ROTA (KLASıKROTA):

Antalya ilinden Kumluca asfaltından, 67km. sonra sağa dönen Beycik Köyü yoluna girilir. Bu yol köye kadar 7 km. olup tamamen asfalttır. Bu köye Antalya ilinden özel araçla gelmeniz gerekir. Köyün kendi aracı yoktur. Beycik Köyüne geldikten sonra (830m) köyün ortasında kahvenin olduğu alanda koca iki çınar sizi karşılayacaktır. Köyde betonlaşmış yapıya çok rastlanır. Bunları görmeye ne yazık ki alıştık. Hemen her gün yeni birkaç villa görmekteyiz. Çarpık yapılaşma yüzünden orman fazlasıyla etkilenmektedir.

 

Ağaç kesiminden ötürü yukarılarda heyelanlar başlamıştır. Koca çınarlar zamana meydan okurcasına yaşamlarına köylülerle devam ediyorlar. çınarların altından akan koca pınarlardan buz gibi sularınızı içip, küçük bakkaldan son alışverişIerinizi yapmanız gerekir.

 

Diğer bütün alışverişIerinizi de son ilçe Kemer' den yapmanız doğru olacaktır. Burayı terk edip Emzik Çeşme rotasını sorun. kuzeye doğru orman yolunu takip edin. daha sonra odun deposu mevkiinde aracınızı bırakıp, (kesik kısa orman yolu) sola giden kızılçam ormanlarının arasından patikayı görün,işaretler arasından gökyüzünü unutup, belirgin patikadan Emzik Çeşme'ye (ahır) bir saat sonra varırsınız.

 

Emzik çeşme her mevsim akan,koca çınarlarıyla belirgin olan, düz bir meyva bahçesinin kıyısında, tahta köşkü bulunan ve çınar ağacının altından çıkan mevkiidir.

 

Burada kampımızı kurmamız gerekir.manzarası çok güzeldir.

Üç adalar, Çıralı, Olympos gibi sahil bölgeler net olarak görülür. Çok uzaklardan da markiz dağı belirgin şekildedir. Kampınızı kurup, dinlenirken dağın sarp mevkiilerine de dikkat edin. Çok dik ve sarp olup, heyelan bölgesi burada belirgindir. Eğer aralık, nisan sonlan giderseniz, yukardan görülen küçük dereciklerin oluşturduğu Akdere'nin gürül gürül akan suyuna rastlarsınız.dere boyunca çınarlar size merhaba der. Akdere Çeşmesinin doğusunda, ındere'de çeşmenin altında bulunur. Yazın ise burası Beycik köylülerinin ahır diye kullandıkları, davar (keçi) otlatma yeridir. Ahır ismi buradan gelmektedir.

Emzik Çeşmesinin yaklaşık rakımı 1250m'dir. Yarınki program gereği, erken yatıp ve 04:00'te uyanıp 05:00'te hareket etmek gerekir. Ayrıca önceden sularımızı doldurup çeşmenin üstünden çıkan patikayı izlemeli, yukarıya giden bölümden işaretler içinden sedirlerin ve kızılçamların arasından yükselerek ve de Göl Kayası mevkiisinden de geçerek dört düzlük dediğimiz mevkiilerden (belirgin düzlükler hep solumuzda kalıyor) sonra manzara oturakları dediğimiz, dağın sarp bölgesine bakan yerde dinlenmeliyiz.

 

Daha sonra patika Erenkolu Gediğine doğru yükseliriz, keklik kokulan ise burnumuza kadar gelir. Birdenbire koca bir sedir ağacı, dimdik karşımıza görünür. Sedirin arkasına dolanır, yamaca vurup ufak bir kuru derenin kenarından yükseliriz ve kısa bir geçiş görünür. Burayı geçersek o koca çarşaklı bölgeyi hemen görebiliriz. Aynca sırta çıktığımızda önümüzde dolenleri (kar çukurları) birkaç tane görürüz. Bunlarında içinden geçip, çukurların bitimine kadar yürümeli ve de geçişte dinlenmek gerekmektedir.

 

Bu geçiş yeri yaban hayvanlarının mevsimine göre zamanlama için geçiş mevkiileridir. Avcı diye geçinenler avlaklarını buralarda kurmaktadırlar. (tabiki gördüklerimizi hemen yıkıyoruz)

 

Buraların manzarası çok güzeldir. Karşıda Dazkır Tepesi (2014m), Ovacıkbaşı Tepesi (2029m), Teke Dağı (2154m), Kızlarsivrisi (3070m), Tunç Dağı (2647m), tüm silsilesi Bakırlıdağ (2546m), Ziyaret Dağı (2873m), Sarıçınar Dağı, Kavak Dağı, Deliklidağı, Çamdağı gibi dağlarımızı buradan seyretmek mümkün olup zaten zirveden de bu tepeler ile dağların hepsini görebilirsiniz.

 

Maksat biraz burada dinlenirken, ilk manzaraları seyretmektir. Keklik ve adaçayı kokusu ise buralarda bir başka kokmaktadır.

 

Sizi karşınıza zorlu ve zevkli bir çarşak beklemektedir. ister karşıdan gelen patikayı izleyin, ister serbest tırmanın, size ve yürüyüşünüze bağlıbu tırmanışın hiçbir tehlikesi yoktur. Fakat kışın burayı tamamen kramponla geçmeniz gerekir. Kramponsuz kesinlikle çıkılmamalıdır.

 

Saat 07:30 civarlarında, sırtı iki saatlik bir zamanda çıkarsınız. Sırta vardığınızda ise güneş ile birlikte zirveyi burada görebilirsiniz.

 

Sırta çıktığınızda aslında çarşak'ın pek zorlu olmadığını anlıyorsunuz. Yaklaşık (2000m)’lerde olup, tamamen çıplak bir arazidesiniz, hiç ağaç yok buralarda. Ormanı, aşağılardan ve karşılardan görebilirsiniz. Manzara inanılmaz gerçekten..

 

Zirveye doğru ise istediğiniz yeri seçip yürüyün. Tamamen kar çukurları karşınızdadır. Kışın buraları çok güzel görünür. Fakat kışın buralarda istediğiniz yerlerden yürüyemezsiniz. Biraz zorlanırsınız. Siz şimdilik yaz çıkışı yapıyorsunuz.

Solunuzda giden yamaçları seçip sırta çıkıp sonra da sırt sırt yürüyün. iki saat veya daha az zamanda zirve sırtına varmış olursunuz. Solunuzda dağın kuzeyi ile Antalya Körfezini, diğer kıyı kentleri ve dağları tamamen görebilirsiniz. Kışın ise bu sırta pek yanaşılmamaktadır. Çünkü tamamen balkon yapar ve fırtına burayı bir bıçak gibi yüksek tutar. Kışın biraz sağdan yürümek gerekir. Sırta çıktığınızda ise zirve nirengisini hemen görürsünüz. Artık zirvedesiniz.

 

Bu muhteşem manzarada donup kalırsınız. Bir zoru başarmanın mutluluğunu yaşarsınız. Zirve defterini unutup dinlenirsiniz. Bir saat gibi dinlenip, zamanlamayı yapıp aşağı inebilirsiniz.

 

Eğer kış ayında çıkıyorsanız, zirveyi böyle güzel bulamayabilirsiniz. Çok karlı ve çok bulutlu olup, kaybolma riski fazladır. Fırtınası da çoktur. (ekibimiz bir defa kaybolmuştu, kısa sürede toparlanıp aşağıya inmiştik.) Ocak ayının sonundan itibaren Tahtalıdağı'na kar yağışı çok olmaktadır. Emzik Çeşmesinden başlayarak kar tutmaya başlar, zirvede nirengi bulunmaz ve defteri de bulmak güçtür.

 

Zirveden aynı rotayı takip etmek size doğru yolda olduğunuzu gösterir, zaten yaz çıkışlarında da kaybolma riski hiç yok gibidir. Kış çıkışlarında da kampınızı Emzik Çeşme'de kurmanız doğru olacaktır. Buradan tüm kışlık malzemelerinizi kullanıp iyi bir batınla zirveye 6 saate varırsınız. Yanınızda, kargözlüğü, tozluk, krampon, yardımcı ip, ana ip, karabinalar, kar pantolonu, eldiven vs... gibi malzemeleri bulundurmanız gerekir. ınişiniz 2,5 saat sürecektir. Kampa gelindiğinde ise soğuk suyla güzel bir duş alıp, iyi bir uyku çekmek yerinde olur.

 


 

NOT: DıKKATLıCE YAPILMASI GEREKENLER

1. Tüm alışverişinizi en yakın yerleşim yerinden yapınız.

2. Özel araçla gelmeniz gerekir. (zamanlama için)

3. Köye geldiğinizde kahvede yetkili kişilere, dağa çıkış ve iniş gününüzü veriniz. Tabiki adınızı, soyadınızı, bölgenizi de veriniz.

4. Kesinlikle kış çıkışı yapıyorsanız hava durumunu iyice öğreniniz.

5. Ormanda ateş kesinlikle yakmayınız.

6. Çöp torbanızı kesinlikle unutmayınız.

7. Ana kampınızı Emzik Çeşme'de kurunuz, çünkü son su burasıdır.

8. Kış çıkışlarında teknik malzemelerinizi bulundurunuz.

9. Kış aylarında hava kesinlikle bozmaktadır, bu zamanlamayı iyi yapınız, aksi taktirde kaybolma riski çok fazladır.

10. Kış aylarında yukarıda bulunan kar çukurları (dolinler) bolca bulunmaktadır. Bunları inip çıkmaktansa, etrafını dolaşmak daha iyi olacaktır.

11. Eğer rotayı bilmiyorsanız rehber almanız daha doğrudur.

 


 

TAHTALI DAğ (2366 M.)

KUZEY ÇIKIş ROTASI

 

"Önce Tahtalım başına bir sis indirir. Tahtalı kararır, göz gözü görmezolur. Bulut hızla iner aşağıya, sarkar beşadalar'a cümle yaratık kovuklara, deliklere kaçışır. Ortada bir tek canlı kalmaz. Rüzgar çıldırdıkça deniz yükselir. Bir kaç mil ötede burnu sisten, yağıştan, uçuşan sulardan görünmez olur. Ne kara ne deniz. Ne gece, ne gündüz. Ne balık, ne tekne. Her şey bir görünmezliğe dönüşür. Derler ki, Poseidon onu ve teknesini koca bir dalganın önünde öyle bir savurdu ki bulutlar dağıldığında, rüzgar durduğunda, yağmur dindiğinde ve deniz yatağına çekildiğinde parlak bir güneşle parlayan Tahtalının başında tekne, deniz tanrısının önünde ezilmiş bir odun yığınıdır. Dağın başına kadar fırlamış, orada toprağa gömülmüştür. Sonrası bilinmez. Ve bilinir ki, bu tahta tekne o dağın başına savrulduktan sonra dağa "Tahtalı dağı" dediler. "Sayın Mustafa TUNCEL" Bey dağları efsane söyler[1]" kitabında böyle anlatmaktadır.

 

Evet anlatmakla bitmez Tahtalı dağının serüvenlerini, öyle çok serüveni vardır ki Olimpos dağının mitolojik gizemiyle bütünleşmiştir. adı. Her daim başı dumanlıdır Tahtalının kışın zirvesini pek göremezsiniz. hatta yazın dahi zirvesi pusludur. Antalya ilinden güney yönüne bakıldığında en sonda tıpkı bir çadırbaşı gibi göğe doğru dikili durmaktadır. Zirvenin üç tarafı uçurumdan ve çarşaktan oluşmaktadır ve gecelemek için bambaşka bir manzaraya sahiptir.

 

Tahtalı dağında Mayıs ayı sonuna kadar kış çıkışı yapmak mümkündür. Bunun sebebi kuzey yönünün oldukça dik ve çarşaklı oluşudur. Ayın sonuna kadar tırmananların kış malzemeleriyle gelmesi gereklidir. Diğer mevsimlerde yaz çıkışı olup panço ve anoraklarınızı yanınızda bulundurmakta fayda vardır. Tırmanacağınız bu yüzeyde hiç ağaç ve su bulunmamaktadır.

 

Nasıl gidilir

Antalya otogarından her on dakikada bir çamyuva-Pinike-Kumluca vs... dolmuşlarıyla yaklaşık 60 km sonra Kemer-Çamyuva asfaltından Çamyuva'yı geçtikten sonra ilk rampada sağa doğru ayrılarak ilk rampadan orman içine girilir. Tüm alışverişinizi Çamyuva'dan yapabilirsiniz. Orman içinden ilerlerken çöplerin oluşturduğu kötü bir görüntüyle karşılacaksınız yolun devamında düzlüğe çıkıp Tahtalı dağının tam doğu yüzünü görebileceksiniz. Göreceğiniz bir çok rota sizi şaşırtacaktır.

Kadim dostum A. Melik DEDE her zaman şöyle derdi bana "başı dumanlı dağlar" bu söz tamda Tahtalı dağına göreymiş. Yol boyunca ilerledikçe ilk göreceğiniz ağaç Kızıl çam (pinus brutia) olacaktır ve sizlere yukarılara kadar eşlik edecektir. Stabilize orman yolunda ilerlerken Galice denen yerleşim bölgesine geleceksiniz ve ilk çeşmenin görüntüleri sizleri rahatlatacaktır. Bir iki Yörük evi deve sürüsü ve biraz da keçi var buralarda. Buranın sahipleri kara koyunlu Yörüklerin denmiş ve geçmişlerinin çok eskilere dayandıklarını söylerler.

 

Yolun devamında sırta çıktığınızda sandal ağaçları (arbutus andrachne), Çınar (Platanus erientalis) karşınıza çıkacaktır. Rakım buralarda 250 m gösterir. Gözüken sırta atlayıp Kilisecik denen mevki ye geldiğinize sadece duvarları kalmış olan ama ne olduğu pek anlaşılmayan bir yapıyla karşılaşırsınız. Burada dinlenmek ve fotoğraf çekmek için yüzünüzü arkaya dönüp denizi ve Antalya ilinin bir bölümünü değişik bir açıdan izleyebilirsiniz. Burada yükseklik 330 m'dir. Ormanın içindeki stabilize yoldan giderek bir iki çit engelinden atlayarak geçeceksiniz. Yol sizi geniş bir alana getirecektir. Kızıl çam ağaçlarının görüntüsü bir başkadır, bunun yanı sıra diğer ağaç türlerinin bir kısmı da Ardıç (Juniperus), Yabani zeytin (Olea Europaea Var Syivestris) Meşe (Quercus), şimşir (Buxus Sempervirens), Pırnal (Quercus ılex), Sedir (sedrus libani)'den oluşmaktadır.

 

Kilisecik alanı ideal bir kamp alanıdır, dikkatlice baktığınızda sahiplerinin yazın kaldığı yaşlı bir aile ait bir kaç yapı göreceksiniz. Çadırlarınızı burada kurabilir ve kamp yapabilirsiniz. ıçme suyunuzu sağlayabileceğiniz,çok güzel ve soğuk bir suya sahip çeşmeyi sola ve alt tarafa doğru baktığınızda göreceksiniz.

 

Stabilize yol burada bitecektir,devamında evin arkasındaki şimşir ağacının[2] yanındaki patikayı takip etmeniz gerecektir. Ormanın derinliklerinde yürürken taşlardan ve kayalardan oluşan bir noktaya geleceksiniz,buradan itibaren patikayı bir buçuk saat daha takip ederek yolun üçe ayrıldığı yerde doğru yön için sola sapmanız gerekecektir. Diğer iki yoldan ortada ki sizi rotanızdan çıkaracak, sağ tarafta ki ise kuz dereye inecektir. Bizi ilgilendiren asıl rota sizi andız ağacının bol olduğu "Gökgür" mevkisine ulaştıracaktır.[3] Bu bölgede Osman amca ve yaşlı eşi ile köpekleri sizleri karşılayacaklardır. Bu insanlar köhne medeniyetten uzakta elektriksiz ve sadece yağmur sularını biriktirerek, hayvancılıkla geçinerek tam elli yıldır burada şikayetsiz yaşamaktadırlar. Büyük bir misafirperverlikle sizleri karşılayacaklar ve ilgileneceklerdir. Buraya gelen herkesi çok iyi tanıyorlar ve soru yağmuruna tutuyorlar. Bu iyi insanlar buradaki susuzluğa rağmen sizlere çay ikram ederek,doğadan öğrendikleri paylaşmayı gösteriyorlar. Burada bulunan duvar dibinden yukarıya çıkan patikadan yürüyerek 500 m rakımlı mezarlık sırtına varırsınız. Burası Osman amcanın yakınlarının gömüldüğü yerdir. Buradan yukarı kayalık yerden tırmanıp nirengi taşlarının arasından sırtı bitirerek sağınızda akan çatak deresinin eteğindeki patikadan geçerek sadece kızıl çam ağaçlarından bulunan mevkii de "Kezi banköse" çeşmesine varıyorsunuz. Buradaki su her zaman akmadığından tedbirli olmak gereklidir. 800m rakıma sahip bu dereden köyü ve ilerlediğimiz patika çok belirgin bir şekilde görülmektedir. Eğer hava güzelse Antalya ilini çok net bir şekilde görmek mümkündür. Ana yoldan yani asfalttan buraya kadar iyi bir tempoyla iki buçuk-üç saatte varırsınız. Patikadan çok belirgin bir şekilde yukarıya doğru zigzag çizerek çınarların bolca olduğu gözüken yere yarım saatte ulaşılır. Bu bölge 1000m rakımlı Tamtır alanıdır. Patikadan devam ederken iki adet gür şekilde akan çeşme göreceksiniz. Sularına güvenerek içebilirsiniz ve yolun devamında yine Osman amcanın babasının ve annesinin ahşaptan yapılmış mezarlarına varacaksınız. Burada yüksekliği 1100m olan girişi yeşilliklerle kaplı "Kızıl alan" yaylasının ve koca çınarın bulunduğu mevkiye ulaşacaksınız. Buradan sola giden sırttaki ağılın patikasına girin ve ağılı geçip kapıyı atlayın buradaki düzlüğün adı "Ahatkızı" alanıdır. Burada dinlenebilir ve rotanızı değiştirebilirsiniz.

 

Tamtır alanından gelen dereye girerek sırta çıkın ve Tahtalı dağının büyük çarşağına girin bu yön tam kuzeye bakan iyi bir rotadır. Yine ahlat kızı alanından sırta vurarak sedir ağaçlarını geçip bu büyük çarşağa girebilirsiniz. Kızıl alan yaylası ve Ahatkızı yaylası buz gibi suyu ile ideal kamp alanlarıdır. Yörükler yazın buralarda yaylacılık ve buğday, arpa, bostan yaparak geçinirler. Bu yörenin insanı misafirperverdir. Rota hakkında her türlü bilgiyi onlardan alabilirsiniz. Sonuçta patikaları oluşturan insanlar yine bu Yörüklerdir.

 

Yine başka bir yol patikadan yürüyerek alanı terk edip çok rahat bir şekilde sırtı aşarak Peynirlik mevkii sine ulaşmaktır. Burası da kamp alanı olarak düşünülebilir.

Burası dağı tam karşınıza alır. Ayrıca taş kesiği denilen koca bir kaya kütlesi doğudan batıya doğru kesik bir şekilde durmakta ve sedir ağaçlarının arasında uçurum eşiğinden Yaylakuz dereye bakmaktadır. Burada kamp kurarak tırmanış öncesi bölgeyi tanımak adına dağı tam karşınıza alarak sırta çıkın ve çıkış öncesi rotayı araştırabilirsiniz.

 

Sabah erkenden tırmanışa başlayın,yanınıza alacağınız sulardan başka içecek su bulamayacağınızı bilin. Çarşağa girdiğinizde patikayla karşılaşacaksınız,patikayı takip ederek yürüyün bu sırada sizleri ana zirve diye yanıltacak Tayfun Tercan tepesini göreceksiniz. Sizler yolu devam ederek çarşağı yukarıdan gelecek taş düşmesi ihtimaline karşı dik keserek tırmanın. Buradan aşağılara baktığınızda diğer rotalarında buradan geçtiğini göreceksiniz.

 

Buradan itibaren zirve yaklaşık olarak 4 saat sürmektedir. Kış çıkışlarında tırmanış çok erken saatlerde gerçekleştirilmelidir ki hava ısındıkça karla beraber gevşeyen taşlar düşerek risk oluşturmaktadır. Buraya kadar krampon, kazma, ana ve yardımcı ip, sikke ve karabina gereklidir.

 

Diğer rotaları denemek isteyenler yine peynirlik sırtında kampı bırakıp, patikadan devam edip dağın kuzeyine dikkatlice bakıldığında beş-altı rota daha göreceksiniz, buralarda çarşak ve kayalıktır, bu bölge biraz çıplak olup Sedir-Ardıç türlerine rastlayacaksınız.

 

Eğer Taş kesiği çeşmesinden vurursanız ,Kırlangıç sırtına varırsınız burası sizi ilk önce 2304 metrelik Göcükbaşı tepesine oradan da sırt yoluyla ana zirveye ulaştıracaktır. Ya da aynı patikayı yamaçtan geçerek Gürleyik pınarının olduğu yöne doğru heyelanın olduğu mevki ye vararak buradan yukarılara doğru baktığınızda sizi iyi bir çıkışla zirveye ulaştıracak iki rota göreceksiniz. Buradan manzara çok farklıdır. Bey dağlarının o gizemli ,görünmeyen arka taraflarını göreceksiniz. Patika takip edilirse iki saat sonunda dazkır tepenin altında bulunan Çukur yayla alanına varılır ve buradan da sola dönüldüğünde patika takip edilerek Beycik köyüne yani Tahtalının güney rotasına dönülür..

 

Tavsiyeler ve uyarılar:

* Çıkışınızın bir kopyasını Kemer Jandarma Komutanlığına veya Antalya J.Al.k.'lığına verilmesi gerekmektedir.

 

* Sıkça bulunan domuzlara ve kurtlara dikkat edilmelidir.

* Ateş yakmak kesinlikle yasaktır

* Meraklısı için çiğdem,kardelen türü çiçekleri görmek mümkündür.


 

 

Ömer Faruk Gülşen
 


2 51 sayfa Bu yayınları

[2] Kırmızı işaretli olan ağaç. Aynı zamanda bu pırnal meşesi de olabilir.

[3] Bumya kadar orman içinde yürürken antik su yapılarıyla karşılaşacaksınız. Buraları "PHASELıS" antik kenti su yapılarıdır. Bu kent Anta1ya'nın 50 km güneyinde, Tahtalı dağı eteklerinde kurulmuş bir antik Likya liman kentidir. MÖ.690 yılında kurulduğu ve M.S. III yüzyıla kadar kent de sikke basıldığı bilinmektedir. Su kemerleri kuzeyden güneye kent merkezine ve hamama doğru uzanmakta, yer yer yıkılmış olup birazı net olarak görünmektedir. Suyun kaynağı ilerde de bahsedilecek olan Tamtır alanı denilen yerde yani yaklaşık olarak 1000 m. Rakımlı pınarlardan gelindiği yazılmaktadır. Molla deliği denilen mevkiinden geçtikten sonra çatak deresinden akarak Çamyuva’ya kadar inmektedir. (DSı yayınları)

 


   Bu sayfanın okunma / izlenme sayısı: 5082